top of page

İslamiyette Muhasebe Mesleğine Bakiş


Hz. Peygamberimizin bilim ile ilgili "İlim öğrenmek kadın-erkek herkese farzdır." veya "İlim Çin'de bile olsa gidiniz." gibi sözlerinden de anlaşılacağı üzere bilginin ırk, milliyet, din ve cinsiyet gibi ayrımları kabul etmeyeceği aşikârdır. 

İslam dünyasında 8. ve 14. yüzyıllar arasında yetişen matematikçiler Hârezmî, Câbir İbn Hayyân, Sâbit İbn Kurrâ, Ebu Kâmil Şûcâ, el-Kerecî, el-Cevherî, İbn el-Heysem, Ömer Hayyâm ve Nâsirüddîn-i Tûsî gibi matematikçiler hem İslam dünyasında matematiği geliştirmiş hem de yazdıkları eserlerle bilgiye evrensel bir nitelik kazandırarak Batı’daki büyük gelişmelere ışık tutmuşlardır.

İslam dünyasında bu kadar matematikçinin yetişmiş olmasından muhasebe gelişiminin de etkilenmesi doğaldır. Kaldı ki İslamiyet’te  “nefis muhasebesi” veya “vicdan muhasebesi” n den bahsedildiği gibi aşağıda birazdan değineceğimiz "her şeyin kayıt altına alınması" ilahi emirler ile de desteklenmektedir.

Muhasebe aslı Arapça olan “hisab” yani hesap sözcüğünden türetilmiş olup, Türkçe sözlüklerde hesap, aritmetik, saymanlık, , hesap işleriyle uğraşma, hesapların tümü şeklinde tanımlanmaktadır.

Üstelik İslamiyet’te muhasebenin alanını kısıtlayan herhangi bir şey de bulunmadığı gibi İslami prensipler, muhasebe de var olan özellikle muhasebenin temel kavramlarından sosyal sorumluluk- tarafsızlık ve belgelendirme -önemlilik- tam açıklama benzeri bir dizi uygulamaları da bünyesinde barındırmaktadır.

Muhasebenin temelini oluşturan mali olayların kayıt altına alınması düşüncesi Kuran’ı Kerim'in en uzun suresinin en uzun ayeti olan Bakara Suresinin 282. Ayetinin Türkçe Mealinde “ Ey iman edenler! Belirlenmiş bir zamana kadar bir borç ilişkisi kurduğunuzda bunu yazın. Aranızdan bir kâtip bunu adaletle yazsın. Kâtip Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın. Artık o yazsın, borçlu da yazdırsın; rabbi olan Allah’tan korksun ve borçtan hiçbir şeyi eksik bırakmasın. Eğer borçlu akılca zayıf veya eksik yahut kendisi yazdıramaz durumda olursa velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahidi de tanık tutun. Şahitler iki erkek olmazlarsa, rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkekle -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki de kadın olsunlar. Çağrıldıklarında şahitler gelmezlik etmesinler. Borç küçük olsun büyük olsun vadesini belirterek onu yazmaktan üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah katında daha adaletli, şahitlik için daha destekleyici ve şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. Borç ilişkisinin, aranızda alıp vererek bitirdiğiniz peşin ticaret olması müstesnadır; onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alış veriş yaptığınızda şahit tutun. Kâtip de şahit de zarar görmesin. Eğer bunu yaparsanız şüphesiz bu sizin yoldan çıkmanız demektir. Allah’tan korkun, Allah size öğretiyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.” (kuran.diyanet.gov.tr) Şeklindedir.

Ayet muhasebe açısından değerlendirildiğinde;

  • Kayıt mecburiyeti, (Çift yanlı kayıt tekniğiyle)

  • Şahit bulundurma, (Belgelendirme hatta noterlik müessesine dahi atıfta bulunma)

  • Bir katip tarafından adaletli bir şekilde yazılma,

  • Kaydın ne şekilde tutulacağı, (Alacaklı ve borçlunun birlikte yazmaları)

  • Nelerin kayıt altına alınacağı (Borç küçük olsun büyük olsun vadesini belirterek) anlatılmaktadır.

Ayetin muhasebe mesleğine bu denli atıfta bulunmasıyla, İslamiyet’in muhasebe disiplininin önemine işaret ettiği hatta desteklediği anlaşılmaktadır.

İlaveten İslamiyet’in sadece "bireysel" bir dini temsil etmediği, toplumu ve kurumlarını düzenleyen bir yapısının da var olduğu kaçınılmaz bir gerçektir.

Günümüzde iklim değişikliği, ülkeler arasında imzalanması istenen yeşil mutabakat sözleşmesi gibi çevresel bir krizin varlığına ilişkin artan bir hem fikirlilik, çevre muhasebesini, literatürde yeni önem kazanmaya çalışan bir kavram yapmaktadır.

Kuran’ı Kerim’de "Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur." Madie 32 (https://kuran.diyanet.gov.tr/ erişim tarihi: 03.09.2021 saat 00:08) buyrulmaktadır.

İslam Peygamberi “Kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek iman etmiş sayılmazsınız. “ (Hadis-i Şerif) sözüyle,

İslami bütüncüllük bağlamında dayanışma halinde olunmasını istediği nettir.

İslam Peygamberi, akıp giden bir nehrin kenarında bile abdest alınsa suyun israf edilmemesi gerektiğini söylemiştir.

Bugün çevresel krizin en önemli nedenlerinden birisi de aşırı derecede tüketen toplumlardır. Özellikle kuraklık geleceğin en büyük korkusudur.

İslamiyet sadece dünyanın bugün korunmayla ilgili değil, gelecek nesiller için bitki yetiştiren kişileri dahi cennetle müjdelemektedir.

Muhasebe ve muhasebeci kavramına İslamiyet’te güven ilkesine göre temel bir görev verilmiştir. İslam’da muhasebeci veya muhasip olarak tanımlanan insan, esasen işletmenin, toplumun zararına bir şey yapmadığından emin olmakla da sorumlu tutmuştur. Bu sebeple bilançonun denkliği gerçekte ima edilenin ötesinde bir denkliği ifade etmektedir.

Denetçiler denetleme faaliyetlerinin raporlanmasını makro düzeyde yapmak zorundadır. Dolayısıyla denetim de yeni bir kavram değildir. Muhasebe ve denetim raporlarında, fire ve atıklar kontrol sistemlerine uygun bir şekilde açıklanmalıdır.

Daha da ileri gidersek İslam Peygamberi "İşçinin ücretini alın teri kurumadan önce ödeyiniz." diyerek emeğin önemine dikkat çekmiştir ve bu konuda insanlığa yol göstermiştir. 

Bunun gibi İslamiyet’te muhasebe ve yönetim uygulamaları ile ilgili imalar barındıran birçok konu muhasebe mesleği ve muhasebecilikle ilintilidir.

 

Sözün Özü;

İslamiyet’teki muhasebe ve muhasebe mesleğine bakış bugün anlaşıldığı gibi sadece dar yönetim amaçları için problemler çözen bir meslek değil, sosyal sorumluluk bağlamında İslam’ın öğretileriyle muhasebe öğretileri birbiriyle tam bir uyum içindedir.

Faydalı olması ümidiyle…

 

"Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir" Hz. Muhammed (S.A.V.)

3 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Paradokslar

bottom of page