top of page

Döviz Dönüşüm Desteğinde SMMM/YMM İmzası: Tespit, Doğrulama ve Uygulama Standardı

9 dakika önce
7 dakikada okunur
Döviz Dönüşüm Desteği
Döviz Dönüşüm Desteği

Özkan Çınar

SMMM – Yönetim Danışmanı


Öz


Döviz dönüşüm desteğinde 1 Ekim 2026 itibarıyla yeni bir uygulama dönemine geçilmiştir. Yeni sistemde destekten yararlanmanın koşullarından biri olan döviz pozisyonu oranı, SMMM veya YMM tarafından hazırlanan Döviz Pozisyonu Bildirim Formu üzerinden belirlenmektedir.


Form yalnızca belirli mali verilerin bir araya getirilerek oran hesaplandığı bir belge değildir. Ek-C'de meslek mensubundan fiziki döviz ve altın kıymetlerini sayması, kaydî döviz ve altın varlık ve yükümlülüklerini belgeler üzerinden tespit etmesi ve formdaki bilgileri doğru, tam ve eksiksiz olarak doldurduğunu beyan etmesi istenmektedir.


Bu çalışma, döviz dönüşüm desteğinin yeni yapısını açıkladıktan sonra SMMM/YMM tarafından gerçekleştirilecek tespit ve doğrulama işlemlerini uygulama standardı bakımından ele almaktadır. Amaç, hukuki sorumluluğun sınırlarına ilişkin kesin sonuçlar ileri sürmek değil; yeni uygulamanın sağlıklı ve yeknesak biçimde yürütülmesine katkı sağlayabilecek hususları tartışmaktır.


Anahtar Kelimeler: Döviz dönüşüm desteği, SMMM, YMM, döviz pozisyonu, doğrulama, mesleki uygulama, TCMB.


1. Döviz dönüşüm desteğinde ne değişti?

Firmaların yurt dışı kaynaklı dövizlerinin Türk lirasına dönüşümünü teşvik eden sistemde 2026 yılında önemli değişiklikler yapıldı.


1 Ağustos 2026 tarihli ve 33327 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2026/11 sayılı Tebliğ ile önceki sistemde yer alan döviz alımı yapmama taahhüdü kaldırılarak döviz pozisyonunu esas alan yeni uygulamaya geçildi. Düzenlemenin önemli hükümleri 1 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe girdi ve TCMB tarafından aynı tarihli Uygulama Talimatı yayımlandı.


Geçici olarak yüzde 3 uygulanan desteğin süresi 31 Ocak 2027'ye kadar devam etmektedir. Yeni sistemle birlikte firmaların destek kapsamında satabilecekleri döviz tutarına ve yararlanabilecekleri desteğe ilişkin yeni limitler de uygulanmaya başlanmıştır.


Değişiklik yalnızca destek oranına veya döviz satışına ilişkin değildir. Sistemin yapısı da değişmiştir.


Artık firmaların destekten yararlanabilmesi için döviz pozisyonu oranının yüzde 10'u aşmaması gerekmektedir. Döviz Pozisyonu Bildirim Formu SMMM veya YMM tarafından hazırlanıp imzalanmakta ve belge tarihinden itibaren 15 gün süreyle geçerli olmaktadır.


Dolayısıyla konu, ihracatçı veya döviz kazandırıcı hizmet sunan firmaların yararlandığı bir teşvik uygulaması olmanın yanında mali müşavirlik mesleğini de doğrudan ilgilendiren bir yapıya dönüşmüştür.


2. Yüzde 10 testi nasıl yapılıyor?

Döviz pozisyonu oranı, Hazır Döviz Varlıkları Toplamının net satış hasılatı ile aktif toplamından büyük olana bölünmesi suretiyle hesaplanmaktadır.


Hazır döviz varlıkları hesabında kasa, alınan çekler, bankalar, diğer hazır değerler, menkul kıymetler ile ortak, iştirak ve bağlı ortaklıklardan alacaklar dikkate alınmakta; verilen çekler ve ödeme emirleri ise toplamdan düşülmektedir.


Bu nedenle uygulamada kullanılan “döviz pozisyonu” ifadesini klasik anlamdaki net döviz pozisyonu kavramıyla karıştırmamak gerekir.


Formun pasif bölümünde döviz ve altın yükümlülüklerine ilişkin bilgiler bulunmakla birlikte, destekten yararlanma açısından esas alınan yüzde 10 oranının payında Ek-C'de ayrıca tanımlanan Hazır Döviz Varlıkları Toplamı kullanılmaktadır.


Bu ayrım uygulamada önemlidir.


3. Destek yalnız yüzde 10 testinden ibaret değil

Yeni sistemde ikinci önemli unsur firma satış limitidir.


Uygulama Talimatına göre firmaların bir limit kullanım döneminde TCMB'ye satabilecekleri toplam döviz tutarının Türk lirası karşılığı firma satış limitini aşamaz.


Firma satış limiti, firma kârlılığı ile 12 aylık işgücü maliyeti verileri esas alınarak TCMB tarafından hesaplanmaktadır. Firmanın ilgili dönemde zarar etmesi halinde hesaplamada yalnızca işgücü maliyeti esas alınmaktadır.


Bir takvim yılı içinde yararlanılabilecek azami döviz dönüşüm desteği 100 milyon TL olarak belirlenmiştir. 1 Ekim-31 Aralık 2026 döneminde gerek firma satış limiti gerek azami destek tutarı 0,25 katsayısıyla uygulanmaktadır.


Bu yönüyle yeni sistem, yalnızca “dövizi sat, desteği al” şeklinde okunabilecek bir yapı değildir.


Firmanın döviz varlıkları, mali büyüklüğü, faaliyet sonucu ve işgücü maliyeti birlikte önem kazanmaktadır.


4. SMMM/YMM neden sistemin önemli bir parçası haline geldi?

Yüzde 10 koşulunun sağlanıp sağlanmadığı Döviz Pozisyonu Bildirim Formu ile ortaya konulmaktadır.


Form, SMMM veya YMM tarafından hazırlanıp imzalandıktan sonra firma yetkilileri tarafından formdaki bilgilerin doğruluğu teyit edilerek imzalanmakta ve aracı bankaya sunulmaktadır. Form düzenleme tarihinden itibaren 15 gün süreyle geçerlidir ve bu süre içerisinde aynı form kapsamında birden fazla işlem gerçekleştirilebilmektedir.


Buraya kadar bakıldığında işlem, mali verilerin toplanarak belirlenmiş bir formüle uygulanması gibi görülebilir.


Ancak Ek-C'nin altında yer alan meslek mensubu beyanı bundan daha geniştir.


Meslek mensubu; fiziki döviz ve altın kıymetlerini form düzenleme tarihinde saydığını, kaydî döviz ve altın varlık ve yükümlülüklerinin form tarihindeki bakiyesini hesap ekstresi, senet ve sözleşme gibi belgeler üzerinden tespit ettiğini ve formdaki tüm bilgileri açıklamalara uygun olarak doğru, tam ve eksiksiz doldurduğunu beyan etmektedir.


Dolayısıyla Ek-C yalnızca hesaplama içeren bir form değildir. Hesaplamanın öncesinde tespit ve doğrulama çalışması bulunmaktadır.


Mesleki açıdan üzerinde durulması gereken nokta da burasıdır.


5. Değerleme ile doğrulama birbirinden ayrılmalı

Bu konuda iki farklı meselenin birbirine karıştırılmaması gerekir.


Birincisi, tespit edilen döviz ve altının hangi değer üzerinden forma yazılacağıdır. İkincisi, forma girmesi gereken varlık ve yükümlülüklerin nasıl tespit edileceğidir.


Değerleme konusunda Ek-C açıklama getirmektedir.


Bildirim tarihindeki döviz varlık ve yükümlülüklerinin TL karşılığı, içinde bulunulan yılın ilk iş gününde TCMB tarafından ilan edilen döviz alış kurları üzerinden; altın varlıkları ise aynı tarihte Borsa İstanbul tarafından ilan edilen altın fiyatları kullanılarak hesaplanmaktadır.


Dolayısıyla uygulamanın değerleme ölçüsünün belli olmadığı söylenemez.


Asıl üzerinde durulması gereken konu, tespit ve doğrulamanın nasıl yürütüleceğidir.


6. Fiziki sayım mesleki uygulamaya yeni sorular getiriyor

Ek-C, fiziki döviz ve altın kıymetlerinin form düzenleme tarihinde sayılmasını açıkça istemektedir.


Bu hüküm uygulanabilir olmakla birlikte sahada bazı yöntem sorularını da beraberinde getirmektedir.


Örneğin; birden fazla kasa bulunan işletmelerde sayımın kapsamı, birden fazla şubesi bulunan şirketlerde izlenecek yöntem, sayımın firma yetkilileriyle birlikte yapılıp yapılmayacağı, sonucun ayrıca tutanağa bağlanıp bağlanmayacağı, fiziki altının miktarı yanında niteliğine ilişkin hangi belgelerin dikkate alınacağı ve işletme dışında bulunan kıymetlerin hangi belgelerle teyit edileceği gibi konular uygulamada önem kazanacaktır.


Burada sorun fiziki sayım yapılması değildir.


Önemli olan, benzer durumlarda benzer çalışma yöntemlerinin kullanılmasını sağlayacak bir uygulama standardının oluşmasıdır.


Bu hem meslek mensubu hem firma hem banka hem de kamu otoritesi bakımından işlemin sonradan izlenebilirliğini artıracaktır.


7. “Doğru, tam ve eksiksiz” beyanı nasıl desteklenecek?

Ek-C'deki güçlü ifadelerden biri formun “doğru, tam ve eksiksiz” olarak doldurulduğuna ilişkin beyandır. Firma yetkilileri de kendilerine ait bilgilerin doğru, tam ve eksiksiz olduğunu ayrıca beyan etmektedir.


Bu noktada tartışmayı “kim sorumludur?” sorusuna sıkıştırmak yerine daha önce cevaplanması gereken mesleki bir soru bulunmaktadır:


Meslek mensubunun bu beyana ulaşabilmesi için hangi asgari çalışmaların yapılması beklenmektedir?


Banka ekstresi alınması, sözleşmelerin incelenmesi, senetlerin kontrol edilmesi, fiziki değerlerin sayılması ve muhasebe kayıtlarıyla belgelerin karşılaştırılması Ek-C'nin yapısıyla uyumlu kontrol alanlarıdır.


Bunun yanında yapılan çalışmanın nasıl belgelendirileceği ve hangi belgelerin çalışma dosyasında bulunmasının bekleneceği konusunda ortak uygulamanın gelişmesi yararlı olacaktır.


Burada amaç meslek mensubunun sorumluluğunu artırmak veya azaltmak değildir.


Amaç, verilen mesleki beyanın hangi çalışmaya dayandığını görünür ve izlenebilir hale getirmektir.


8. Bankanın kontrolü de sistemin bir parçası

Yeni uygulamada bütün kontrol SMMM/YMM üzerinde değildir.


Aracı bankalara da önemli görevler verilmiştir.


Talimat uyarınca bankalar destek başvurusu sırasında ilgili koşulların sağlanıp sağlanmadığını kontrol etmekte; kendilerine ibraz edilen belgeler ve destek işlemleri bakımından ayrıca kontrol ve saklama yükümlülükleri üstlenmektedir. TCMB'nin de firmalardan bilgi ve belge isteme ve gerekli gördüğü işlemleri incelemeye alma yetkisi bulunmaktadır.


Bu yapı önemlidir.


Döviz dönüşüm desteği tek bir aktörün beyanına dayanan bir sistem değil; firma, meslek mensubu, aracı banka ve TCMB'nin farklı aşamalarda görev aldığı çok katmanlı bir kontrol mekanizmasıdır.


Bu nedenle uygulamanın sağlıklı gelişmesi bakımından görevler arasındaki bilgi ve belge akışının açık olması da önem taşımaktadır.


9. Firma kaynaklı hatalarda düzeltme konusu


Uygulamada dikkat çeken hükümlerden biri de hata düzeltmelerine ilişkindir.


Aracı banka kaynaklı operasyonel hataların, belirlenen koşullarla ve süresi içerisinde düzeltilmesine imkân tanınırken; Talimatta firmalardan kaynaklanan hatalara yönelik düzeltme işlemlerinin TCMB tarafından kabul edilmeyeceği belirtilmektedir.


Bu hüküm, formun hazırlanması sırasında veri ve belge kontrolünün önemini artırmaktadır.


Çünkü döviz pozisyonu formunda farklı kaynaklardan gelen bilgilerin aynı tarih itibarıyla bir araya getirilmesi gerekmektedir.


Bu nedenle özellikle uygulamanın ilk döneminde, firma ile meslek mensubu arasındaki bilgi akışının yazılı ve düzenli biçimde yürütülmesi yararlı olacaktır.


10. Yaptırımlar neden uygulama standardını daha önemli hale getiriyor?

Destekten usulsüz, amaca aykırı veya gerçeğe aykırı bilgi ve belge kullanılarak yararlanıldığının tespiti halinde önemli mali ve idari sonuçlar bulunmaktadır.


Talimat; ödenen destek tutarının belirlenen yöntemle tahsili yanında, TCMB kaynaklı kredi ve yeni destek taleplerinin belirli sürelerle kabul edilmemesini de öngörmektedir. İlgili tutarın ödenmesinden sonra bu süre ilk tespitte bir yıl, sonraki tespitlerde üç yıldır.


Talimat ayrıca gerekli hallerde ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına TCMB tarafından karar verilebileceğini düzenlemektedir.


Bu hükümlerin kim bakımından, hangi olayda ve hangi hukuki şartlarla uygulanacağı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilecektir.


Bu nedenle bu çalışmada kişiler bakımından peşin bir hukuki sorumluluk değerlendirmesi yapılmamaktadır.


Ancak ortaya çıkabilecek sonuçların önemi, işlemin dayandığı kontrol ve belgelendirme sürecinin mümkün olduğunca açık olmasını gerekli hale getirmektedir.


11. Ek-C ile YMM tasdik müessesesini birbirinden ayırmak gerekir


Döviz Pozisyonu Bildirim Formunun SMMM veya YMM tarafından hazırlanıp imzalanıyor olması, işlemi kendiliğinden 3568 sayılı Kanundaki klasik YMM tasdik müessesesiyle aynı hale getirmez.


Bu iki alanın hukuki niteliği birbirine doğrudan eşitlenmemelidir.


Bununla birlikte tasdik mevzuatında uzun yıllardır kullanılan bir yaklaşım, Ek-C uygulamasının gelişimi bakımından öğretici olabilir.


YMM tasdik sisteminde tasdikin konusu, kapsamı, bilgi ve belge incelemesi ile belirli kontrol yöntemleri çeşitli düzenlemelerde ayrıntılandırılmıştır. 3568 sayılı Kanun da mesleğin temel amaçlarından birini işletmelerde faaliyet ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir biçimde işleyişinin sağlanması ve sonuçların ilgililere tarafsız şekilde sunulması olarak tanımlamaktadır.


Buradan Ek-C bakımından doğrudan hukuki bir sonuç çıkarmak yerine mesleki bir ilke çıkarılabilir:


Bir tespitin önemi arttıkça, o tespite ulaşmak için uygulanacak çalışma yönteminin de belirgin olması uygulama güvenliğini artırır.


12. Uygulamada ne yapılabilir?

Yeni uygulamanın daha ilk dönemindeyiz.


Bu nedenle ortaya çıkan her soruyu bir mevzuat sorunu olarak değerlendirmek yerine, bazı alanların uygulama içerisinde standartlaşabileceğini kabul etmek gerekir.


Bu kapsamda ilerleyen dönemde; fiziki döviz ve altın sayımı için örnek bir tutanak, birden fazla şube veya kasası bulunan işletmeler için örnek çalışma yöntemi, banka ve diğer mali varlıkların doğrulanmasında kullanılabilecek asgari belgeler, firma tarafından meslek mensubuna sunulacak standart bilgi ve teyit formu, meslek mensubunun Ek-C çalışması için örnek kontrol listesi ve çalışma dosyasında saklanabilecek asgari belgeler konusunda meslek kuruluşları ile ilgili kurumların açıklama ve uygulama örnekleri geliştirmesi düşünülebilir.


Bunlar yeni bir kontrol katmanı yaratmak zorunda değildir.


Tam tersine, zaten yapılması gereken çalışmaların ortak bir yönteme bağlanması anlamına gelir.


13. Sonuç


Döviz dönüşüm desteğinde 1 Ekim 2026 itibarıyla başlayan yeni dönem, desteğin şartlarını önemli ölçüde değiştirmiştir.


Yeni sistemde döviz pozisyonu oranı, firma satış limiti, faaliyet kârı ve işgücü maliyeti gibi unsurlar birlikte dikkate alınmaktadır.


SMMM ve YMM ise Döviz Pozisyonu Bildirim Formunun hazırlanması ve imzalanması yoluyla bu sistemin önemli aktörlerinden biri haline gelmiştir.


Düzenlemede hesaplama yöntemleri ve değerleme esasları önemli ölçüde açıklanmıştır.


Bundan sonraki aşamada üzerinde durulabilecek alan, tespit ve doğrulama çalışmalarında uygulama birliğinin geliştirilmesidir.


Fiziki sayımın nasıl belgelendirileceği, çok şubeli yapılarda kapsamın nasıl oluşturulacağı, hangi belgelerin yeterli kabul edileceği ve çalışma dosyasının nasıl oluşturulacağı konusunda gelişecek ortak uygulama; meslek mensubunun çalışmasını kolaylaştıracağı gibi, firmaların işlemlerini daha öngörülebilir hale getirecek, bankaların belge kontrolünü kolaylaştıracak ve kamu otoritesinin denetiminde daha izlenebilir bir yapı sağlayacaktır.


Döviz dönüşüm desteğinde meslek mensubunun imzası yalnızca bir şekil şartı değildir. Ek-C'nin içeriği dikkate alındığında bu imzanın arkasında bir tespit ve doğrulama çalışması bulunmaktadır.


Bu nedenle tartışılması gereken konu imzanın gerekip gerekmediğinden çok, bu imzayı taşıyan mesleki çalışmanın nasıl daha açık, standart ve izlenebilir hale getirilebileceğidir.



Meslek mensubunun imzasıyla sağlanan güvenin güçlenmesi de, kamu denetiminin etkinliği de aynı noktada buluşmaktadır: Açık yöntem, yeterli belge ve izlenebilir çalışma.

Kaynakça

1.     Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Sayı: 2023/5).

2.     Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2026/11), 1 Ağustos 2026 tarihli ve 33327 sayılı Resmî Gazete.

3.     Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğe İlişkin Uygulama Talimatı, 1 Ekim 2026.

4.     Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Ek-C – Döviz Pozisyonu Bildirim Formu.

5.     3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu.

6.     Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları ve Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve ilgili genel tebliğler.


Özkan Çınar

SMMM – Yönetim Danışmanı

Stratejik Karar Revizyonu


© Özkan Çınar/muhasebekulisi.com. Tüm hakları saklıdır.


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page