top of page

Kara Kaplı Defter


Not alırız. Kimi zaman randevularımızı, toplantılarımızı, kimi zaman yaşantımızı düzene sokmak için. Bazen de unutmamak için not alırız. Hatta bir kâğıt, bir defter bulamadığımız zamanlarda aklıma/kafama yazıyorum diyerek, “not alıyoruz” deriz. İçinde envai çeşit bilgilerin bulunduğu metaforik (değişmeceli) bir anlama da sahip olan bir defter dahi tutarız.

Bireyler için bu defterin adı bazen günlük, bazen hatıra defteri olurken, tüccar ve esnaf için kasa defteri olur, bazen de adı “pişmanlığın” ve “keşkelerin” yazıldığı kara kaplı defter olur.

Esasen bu kara kaplı defterin adını hayatımızda hemen hepimiz duymuşuzdur.

Öğrencilik yıllarımızda öğretmenlerimizin kara kaplı defteri olup olmadığını bilmesek de böylesi bir deftere adımızın olumsuz şekilde yazılmaması için çaba sarf eder dururduk. Acaba ne anlatmaya çalışırdı öğretmenlerimiz “açtırmayın bana kara kaplı defteri derken”.

Eskiden insanlar esnaftan alışverişini yapar, bir miktarını peşin verir, ardından da; “Yaz kara kaplıya!” derlerdi. Gerçekten de bakkallardan tutunda diğer bütün küçük esnaflara kadar alacak-verecek kayıtlarının tutulduğu deftere yazılanlar “borç” demekti. Ama bu borç öyle bir borçtu ki “söz bir namus birdi.” Maaşı alınca bu borç ödenecek demekti.

Zaman ilerledikçe bu kara defterin adı “kara kutu”, günümüzde her şeyin dijital ortamda tutulmasıyla adı gizli klasör veya gizli dosya oldu. Sonuç aynı “ha benim adım Ali, ha Ali benim adım” denmişse de gerektiğinde hepsi taşıdığı anlam itibarıyla kara kaplı defter niteliğinde.

Ez cümle hemen herkes hayatının belli bir döneminde böyle bir kara kaplı defter tutmuştur. Ama kafasında, ama çekmecesinde.

Eski rahat ve mutlu günlerinden eser kalmadığında özellikle de varlığını, gücünü ve gençliğini kaybettiğinde insanlar, kendilerini avutmak için kara kaplı defterlerine bakıp geçmişteki güzel günlerini anarak mutlu olmaya çalışırlar.

İflas eden tüccar, geçmişinde tuttuğu kara kaplı defterini gözden geçirir, belki de sildiği alacağına, vazgeçtiği borçlulara, tekrar tekrar bakıp borcu olan var mı diye bunun peşine düşer.

Çoğu kez siyasilerde bunu yapar. Biz ne ettik? Diye düşünmeden atalarımız şöyle yaptı, ceddimiz bunu yaptı diyerek nutuk atarlar. Genellikle de kara kaplı deftere bakıp “enkaz devraldık” derler.

Esasen yapılan bir hatayı kabul etmek ve gerektiğinde özür dilemek bir erdemdir. Ancak ekonomi ne zaman iyi gitse başarı kendilerinindir. Ancak bir an dahi kötüye gitse, yer altınki “bor” gibi madenler işletilebilse veya yastık altındaki altınlar ekonomiye kazandırılabilse her şey daha iyi olacaktır. İyi ki birileri bu kara kaplı deftere bunları not almış, yoksa ne konuşulacaktı bilmiyoruz.

Anlaşılan o ki (maalesef) ülkede iktidarlar değişse de kara kaplı defterde yazılanlar değişmiyor. Doğru ya verilen sözler kimseye ait değil, yazı da deftere ait zaten.

Sahi aklıma muhasebe defterleri geldi ondan hiç bahsetmedim değil mi?

Terazi simgesi ile temsil edilen adalet var ya herkese lazım olan ve herkese hak ettiği ölçü nispetiyle verilmesi gereken.

İşte esas muhasebe defterindeki hesapların yazıldığı, kâtiplerin tuttuğu “yani sağ ve sol omzumuzdaki melekler”var ya, zaman zaman unuttuğumuz. Hiçbir kalem kullanmadan yazıyorlar (ya) mazlumun da durumunu, zaliminde durumunu. Evet, bu yazı da deftere ait olacaktır. İşte belki de bu yüzden;

“İnsan dünyada bir Hak’dan. Bir de Hak’sız olmaktan korkmalıdır.”

 

 

Not: Burada yer alan bilgi, yorum ve görüşler yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir.

15 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Paradokslar

bottom of page