top of page

Mısır’a Giden Sadece Fabrika Değil, Bir Aklın Terk Edilişidir

Küresel üretim aklının, çalışan toplumlar üzerinden yeniden konumlanışı


Türkiye’den Mısır’a taşınan tekstil fabrikaları genellikle basit bir maliyet hesabı üzerinden okunur: ucuz işçilik, vergi avantajları, teşvikler, enerji maliyetleri. Oysa bu okuma eksiktir. Çünkü giden yalnızca fabrika değildir; giden, üretimi okuma ve konumlandırma biçimidir. Başka bir ifadeyle, bir akıl yer değiştiriyordur.

Bu yazı, tekstil özelinden yola çıkarak daha geniş bir çerçevede şu soruyu tartışmayı amaçlıyor: Küresel sistem, üretimi neden Türkiye–Mısır hattında yeniden kurguluyor? Bu bir tesadüf mü, yoksa sessiz bir iş bölümü mü?


Tüketen Toplumlar – Çalışan Toplumlar Ayrımı


Küresel ekonomi artık klasik Doğu–Batı ayrımıyla okunmuyor. Daha belirleyici olan ayrım şudur:

·         Tüketen toplumlar: ABD ve Avrupa

·         Çalışan toplumlar: Türkiye, Mısır ve benzeri bölgesel üretim kuşakları

ABD ve Avrupa, uzun süredir üretimden ziyade tüketim, finans, marka ve tasarım üzerinden büyüyen ekonomiler. Bu ülkelerde üretim maliyetli, sosyal açıdan hassas ve politik olarak risklidir. Buna karşılık, tüketim iştahı süreklidir. Birilerinin üretmesi gerekir.

Afrika’nın büyük kısmı ise teorik olarak ucuz iş gücüne sahip olsa da, üretim disiplini, altyapı, lojistik ve organizasyon kabiliyeti açısından bu rolü sürdürülebilir biçimde üstlenememektedir. Üretim yalnızca emek değil; zaman, disiplin, kültür ve organizasyon gerektirir.

Bu noktada Türkiye ve Mısır gibi ülkeler öne çıkar: Çalışan, üretim kültürü olan, sanayi refleksi gelişmiş toplumlar.


Çin’e Alternatif Arayışı


Son yirmi yılın üretim merkezi Çin’di. Ancak bu model artık sorgulanıyor:

·         Jeopolitik riskler

·         Tedarik zinciri kırılganlıkları

·         Uzaklık ve lojistik süreleri

·         Politik bağımlılık riski

Bu nedenle küresel sistem, Çin’e alternatif değil, Çin’e tamamlayıcı yeni üretim alanları arıyor. Daha yakın, daha yönetilebilir, daha esnek bölgeler.

Türkiye–Mısır hattı tam burada devreye giriyor.


Türkiye’nin Konumu: Savunma, Teknoloji ve Seçici Sanayileşme


Türkiye’de tekstilin geri plana itilmesi çoğu zaman salt ihmal olarak yorumlanır. Oysa tablo daha katmanlıdır. Türkiye son on yılda sanayide seçici bir derinleşme sürecine girmiştir.

Savunma sanayi, havacılık, elektronik, yazılım ve stratejik teknolojiler; devlet kapasitesi, sermaye birikimi ve nitelikli insan kaynağını yoğun biçimde talep eder. Bu alanlarda büyümek, kaçınılmaz olarak bazı emek yoğun sektörlerin ağırlığını azaltmayı beraberinde getirir.

Bu durum tekstilin değersizleştiği anlamına gelmez. Ancak tekstilin, Türkiye ekonomisi içindeki merkezi rolü yerini daha karmaşık ve stratejik bir sanayi mimarisine bırakmaktadır.

Başka bir ifadeyle Türkiye, her şeyi aynı anda ve aynı yoğunlukta yapabilecek bir ekonomi değildir. Kaynaklarını, küresel yapı içinde daha yüksek kaldıraç üreten alanlara yönlendirme eğilimi göstermektedir.


Mısır’ın Rolü: Üretimin Sessiz Merkezi


Mısır’ın öne çıkışı yalnızca düşük maliyetlerle açıklanamaz. Asıl belirleyici unsur, Mısır’ın üretimi stratejik bir devlet politikası hâline getirmiş olmasıdır.

Uzun vadeli arazi tahsisleri, vergi istikrarı, ihracat odaklı serbest bölgeler ve iş gücü arzının sürekliliği; Mısır’ı emek yoğun sektörler için öngörülebilir bir merkez hâline getirmektedir.

Türkiye’den taşınan tekstil yatırımları bu açıdan bir kopuş değil, bölgesel üretim zincirinin yeniden dizilişidir. Tasarım, finansman ve karar merkezleri farklı coğrafyalarda; üretim ise maliyet ve ölçek avantajı olan bölgelerde konumlanmaktadır.

“Bu yapı, modern sanayinin doğal evrimidir.”


Küresel Yapı Nasıl İşler?


Bu noktada meseleyi romantize etmeden ele almak gerekir. Ortada gizli planlar, perde arkasında yazılmış senaryolar yoktur. Ancak şurası da açıktır: Küresel ekonomi kendiliğinden ve başıboş işlemez.

Daha doğru kavram küresel yapıdır.

Küresel yapı; sermayenin, üretimin, emeğin ve tüketimin hangi coğrafyada, hangi rolü üstleneceğine dair zaman içinde oluşmuş rasyonel bir denge mekanizmasıdır. Bu yapı, bağırarak değil; teşviklerle, düzenlemelerle, görünmez yönlendirmelerle çalışır.

Türkiye’nin savunma ve stratejik teknoloji alanlarında güçlenmesi, Mısır’ın emek yoğun üretimde cazibe merkezi hâline gelmesi, ABD ve Avrupa’nın tüketim ve marka ekonomisi rolünü sürdürmesi; bir dayatma değil, küresel yapının kendi dengesini koruma refleksidir.

Bu tabloyu bir oyun ya da gizli yönlendirme olarak değil, küresel çıkarların kendi iç mantığı içinde şekillenmesi olarak okumak gerekir.


Tekstil Üvey Evlat mıydı?


Türkiye’de tekstilin yeterince desteklenmediği yönündeki eleştiriler haklıdır. Ancak burada gözden kaçan nokta şudur:

Desteklenmeyen çoğu zaman sektör değil, sektörün eski haliydi.

Küresel sistem, Türkiye’yi düşük katma değerli üretimde tutmak istememektedir. Bu rolü başka coğrafyalara kaydırırken, Türkiye’yi daha stratejik alanlara itmektedir. Bu itiş her zaman konforlu değildir; sancılıdır. Ama yönlüdür.

Birileri tüketecek ki birileri üretsin. Mesele üretimin nerede yapıldığı değil; hangi akılla, hangi rol dağılımı içinde konumlandığıdır.

Mısır’a giden sadece fabrika değildir. Giden, üretimi okuma biçimidir.

Ve asıl soru şudur: Bu aklı terk eden mi kaybeder, yoksa onu yeniden konumlandıran mı kazanır?


Özkan ÇİNAR

Yönetim Danışmanı


“Bu makalede yer alan bilgiler yatırım veya kişisel tavsiye niteliği taşımamakta olup, herhangi bir yatırım faaliyetinde bulunmanız için çağrı veya teşvik amacı gütmemektedir. Yatırım kararlarınızı verirken bağımsız mali danışmanlık ve gerekirse hukuki danışmanlık almanız önemlidir. Ayrıca, geçmiş performanslar gelecekteki performanslar için bir rehber değildir.”

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page