Bugünü Yönetmeden Gelecek Konuşulabilir mi?
- Özkan Çinar

- 26 Ara 2025
- 3 dakikada okunur

Giriş: Zemin ile İrtifa Arasında
Muhasebe mesleği, doğası gereği eş zamanlı iki farklı düzlemde varlık gösterir. Bir yandan günlük uygulamalar, kayıt düzeni, defter tutma yükümlülükleri ve mükellef ilişkileri gibi son derece somut alanlarda faaliyet yürütürken; diğer yandan ekonomik düzen, mali disiplin ve kamusal güvenle doğrudan temas eden kurumsal bir işlev üstlenir. Bu ikili yapı, meslekle ilgili her düzenlemenin yalnızca teknik bir metin olarak değil, daha geniş bir bağlam içinde değerlendirilmesini zorunlu kılar.
V.U.K. 586 Sıra No’lu Tebliğ’in yürürlüğe girmesinin ardından yapılan değerlendirmeler incelendiğinde; basit usulden işletme esasına geçiş, defter tutma süreçleri ve mesleki uygulamaların sınırlarına ilişkin başlıkların, muhasebe camiasının günlük pratiği ve taban işleyişiyle doğrudan temas ettiği görülmektedir. Bu durum, tartışmanın teknik çerçevenin ötesine geçerek iktisadi ve kurumsal bir nitelik kazandığını göstermektedir.
Tartışmanın Görünen ve Görünmeyen Katmanları
Söz konusu Tebliğ etrafında şekillenen tartışmaların önemli bir bölümü, doğal olarak uygulamaya ilişkin endişeler üzerinden yürümektedir. Kimlerin hangi koşullarda defter tutabileceği, hangi işlemlerin hangi araçlarla yapılacağı ve mesleki sorumluluğun nasıl tanımlanacağı gibi sorular, sahadaki aktörler açısından doğrudan önem taşımaktadır. Bu refleks, mesleğin günlük gerçekliğiyle uyumludur ve anlaşılabilir bir zemine sahiptir.
Bununla birlikte, tartışmanın yalnızca bu başlıklarla sınırlı kalması, daha geniş bir resmin gözden kaçırılmasına neden olabilmektedir. Zira aynı dönemde, muhasebe pratiğinin geleceğine ilişkin oldukça ileri perspektiflerin, özellikle akademik muhasebe camiasında yoğun biçimde ele alındığı görülmektedir. Dijitalleşme, otomasyon, yapay zekâ destekli raporlama ve veri temelli muhasebe sistemleri üzerine yapılan çalışmalar, mesleğin yönüne dair farklı bir ufuk çizmektedir.
Akademik Camia ve “Uzay Muhasebesi” Tartışmaları
Son dönemde çeşitli üniversitelerde düzenlenen çalıştaylarda ve akademik platformlarda, kamuoyunda “uzay muhasebesi” olarak adlandırılan kavramsal çerçevelerin tartışıldığı bilinmektedir. Bu çalışmalar, muhasebenin yalnızca kayıt tutma faaliyeti olmaktan çıkarak, ileri analitik, öngörü ve karar destek fonksiyonlarını merkeze alan bir yapıya evrilmesini konu edinmektedir.
Burada kullanılan terminoloji, zaman zaman soyut veya iddialı bulunabilir. Ancak bu tartışmaların temelinde yatan yaklaşım, mesleğin gelecekte hangi yetkinliklere ihtiyaç duyacağı sorusuna cevap aramaktır. Akademik muhasebe camiasının bu yöndeki çalışmaları, doğal olarak uzun vadeli bir perspektif taşımakta ve uygulama dünyasından farklı bir zaman ölçeğiyle hareket etmektedir.
Meslek örgütlerinin ve ilgili kurumların bu tür akademik çalışmalara ilgi göstermesi veya destek vermesi de bu bağlamda değerlendirilmelidir. Bu destek, bugünkü uygulamaların göz ardı edildiği anlamına gelmez; aksine, mesleğin gelecekte karşılaşabileceği dönüşümlere hazırlık çabasının bir parçası olarak okunmalıdır.
Öncelik Meselesi: Aynı Anda Her Şeyi Konuşmak
Bazı dönemler vardır; aynı meslek camiasının bir yandan en temel uygulama başlıkları üzerinden yüksek sesle itirazlar yükselttiği, diğer yandan ise oldukça ileri ufuklu kavramsal tartışmalara güçlü kurumsal destek sunduğu görülür. Bu tablo, bir çelişkiden ziyade, bir öncelik meselesine işaret eder. Zira bugünün nasıl yönetileceği konusunda ortak bir zemin oluşmadan, yarının nasıl inşa edileceğine dair tartışmaların sahada karşılık bulması ve bu tartışmalara yön verilebilmesi kolay değildir.
Bir tarafta basit usulden işletme esasına geçiş gibi, doğrudan esnafı ve meslek mensubunu etkileyen somut düzenlemeler; diğer tarafta ise henüz kavramsal aşamada olan, ileri teknolojilere dayalı muhasebe modelleri bulunmaktadır. Bu iki alanın aynı anda gündemde olması, kendi başına bir çelişki değildir. Ancak aralarındaki öncelik ilişkisinin net biçimde kurulması gerekir.
Günlük uygulamada karşılığı olmayan, sahada sindirilmemiş düzenlemeler varken; geleceğe ilişkin yüksek irtifalı tartışmaların öne çıkması, doğal olarak bir algı kırılmasına yol açabilmektedir. Bu durum, “aynı anda iki farklı muhasebe evreni” varmış gibi bir hissiyat üretmektedir.
Kurumsal Algı ve Mesleki Güven
Muhasebe mesleğinin en önemli sermayelerinden biri güvendir. Bu güven, yalnızca doğru kayıt tutulmasından değil; mesleğin kendi içinde tutarlı bir yön duygusu sergilemesinden beslenir. Uygulama ile vizyon arasındaki mesafe açıldıkça, bu tutarlılık algısı zedelenebilir.
Bu nedenle, düzenleyici adımların, meslek örgütlerinin söylemlerinin ve akademik çalışmaların birbirini dışlayan değil, tamamlayan bir bütünlük içinde sunulması önem taşır. Aksi hâlde, sahadaki aktörler kendilerini bir yandan temel sorunlarla baş etmeye çalışırken, diğer yandan henüz erişemedikleri bir gelecek dilinin muhatabı olarak bulabilirler.
Bugünü Yönetmek, Geleceği İnşa Etmenin Ön Koşulu
Geleceğe dair vizyon üretmek elbette gereklidir. Ancak bu vizyonun sağlıklı bir zemine oturabilmesi için, bugünün yönetilebilir olması gerekir. Günlük uygulamalarda belirsizliklerin arttığı, mesleki sınırların netleşmediği bir ortamda, ileri ufuklu modellerin ikna edici olması güçleşir.
Bu çerçevede mesele, ne basit usulden işletme esasına geçiş tartışmasını küçümsemek ne de akademik muhasebe çalışmalarını gereksiz görmek meselesidir. Asıl mesele, bu başlıkların hangi sırayla ve hangi bağlamda ele alındığıdır.
Özetle;
Muhasebe mesleği, aynı anda hem bugünü ayakta tutmak hem de yarına hazırlanmak zorundadır. Ancak bu iki hedef arasında kurulacak denge, güçlü bir öncelik bilinci gerektirir. Bugünü yönetemeyen bir yapının, geleceği inşa etmesi mümkün değildir.
Sağlıklı bir mesleki tartışma ortamı, yüksek seslerden değil; doğru sıralanmış meselelerden beslenir. Kalıcı değer üreten yaklaşımlar ise, bugünün gerçekliğini göz ardı etmeden geleceği konuşabilen yaklaşımlar olacaktır.
Faydalı olması ümidiyle.
Bu makale faydalı oldu mu? Eğer öyleyse, lütfen beğen tuşuna basın. Teşekkürler!”
“Bu makalede yer alan bilgiler yatırım veya kişisel tavsiye niteliği taşımamakta olup, herhangi bir yatırım faaliyetinde bulunmanız için çağrı veya teşvik amacı gütmemektedir. Yatırım kararlarınızı verirken bağımsız mali danışmanlık ve gerekirse hukuki danışmanlık almanız önemlidir. Ayrıca, geçmiş performanslar gelecekteki performanslar için bir rehber değildir




Yorumlar