VUK 586 ve 49 No.lu Tebliğ Üzerine:
- Özkan Çinar

- 2 Oca
- 2 dakikada okunur

Son dönemde yayımlanan VUK 586 sayılı düzenleme ile 49 Sıra No.lu Genel Tebliğ, ayrı ayrı ele alındığında teknik içerikli ve belirli uygulama alanlarına odaklanan metinler olarak görülebilir. Ancak bu iki düzenleme birlikte okunduğunda, vergi uygulamasının işleyişinde daha geniş bir çerçeveye işaret edip etmediği sorusu gündeme gelmektedir.
Geleneksel yaklaşımla vergi süreci; beyanın verilmesi, sonrasında yapılan inceleme ve gerekirse tarhiyat aşamalarıyla ilerleyen bir yapıya sahiptir. Buna karşılık son yıllarda, özellikle dijitalleşme ve veri entegrasyonunun artmasıyla birlikte, sürecin daha erken aşamalarda izlenmeye ve yönlendirilmeye başlandığı görülmektedir.
Risk analizi, çapraz veri kontrolleri, sektörel karşılaştırmalar ve belirli eşiklere dayalı değerlendirmeler, artık yalnızca inceleme safhasına ait araçlar olmaktan çıkmakta; beyan öncesi ve beyan anında dikkate alınması gereken unsurlar haline gelmektedir. Bu durum, vergi sürecinin zamanlamasında ve ağırlık merkezinde bir kayma yaşandığı şeklinde okunabilir.
Ortaya çıkan tablo, denetimin ortadan kalktığı ya da klasik inceleme mekanizmasının sona erdiği anlamına gelmemektedir. Aksine, denetimin konumunun ve işleyişinin yeniden şekillendiği, sürecin daha erken aşamalara yayıldığı bir yapıdan söz etmek mümkündür. Bu da uygulamada yeni alışkanlıkları ve beklentileri beraberinde getirmektedir.
Bu noktada sahada çalışan meslek mensuplarının deneyimi ayrı bir önem taşımaktadır. Beyan öncesi kontrol, hata ayıklama, riskli alanların tespiti ve mükellefin yönlendirilmesi; bugün tartışılan pek çok başlıktan çok önce, fiilen meslek mensuplarının günlük iş pratiğinin doğal bir parçasıydı. Dolayısıyla yaşanan değişim, büsbütün yeni bir yükten ziyade, mevcut sorumlulukların daha görünür hale gelmesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu çerçevede tartışmanın odağında, meslek mensubunun değeri ya da sistem içindeki yeri bulunmamaktadır. Asıl mesele; artan veri yoğunluğu, hız ve beklenti karşısında, meslek mensuplarının nasıl destekleneceği, yetki–sorumluluk dengesinin nasıl korunacağı ve uygulamanın sağlıklı biçimde nasıl sürdürülebileceğidir. Bu dengenin kurulması, hem meslek hem de vergi sisteminin bütünlüğü açısından önem taşımaktadır.
VUK 586 ve 49 Sıra No.lu Tebliğ birlikte okunduğunda, vergi uygulamasında ani ve keskin bir kırılmadan ziyade, kademeli ve sessiz bir yön değişikliğine işaret ettiği söylenebilir. Bu yön değişikliğini doğru okumak; erken ve kesin yargılara varmadan, uygulamanın sahadaki yansımalarını dikkatle izlemekle mümkün olacaktır.
2026 yılına girerken cevap aranması gereken temel soru belki de şudur:
Bu süreci, meslek ve uygulama açısından nasıl okumak ve nasıl konumlanmak gerekir?
Bu makale faydalı oldu mu? Eğer öyleyse, lütfen beğen tuşuna basın ve paylaşın. Teşekkürler!”
“Bu makalede yer alan bilgiler yatırım veya kişisel tavsiye niteliği taşımamakta olup, herhangi bir yatırım faaliyetinde bulunmanız için çağrı veya teşvik amacı gütmemektedir. Yatırım kararlarınızı verirken bağımsız mali danışmanlık ve gerekirse hukuki danışmanlık almanız önemlidir. Ayrıca, geçmiş performanslar gelecekteki performanslar için bir rehber değildir.”




Yorumlar