top of page

Ekonomik Fırtınada Batmayanın da Rotası Değişir

5 dakika önce
4 dakikada okunur
Fırtınanın Gerçek Bilançosu
Fırtınanın Gerçek Bilançosu

Dalgaya yakalanmamak, sarsıntıdan kurtulmak anlamına gelmez.


Bir ekonomide yaşanan sarsıntının büyüklüğünü anlamak için mutlaka iflas eden şirketleri, kapanan fabrikaları veya ödeme güçlüğüne düşen işletmeleri saymak gerekmez.


Bazen ortada böyle bir tablo henüz yoktur. İşletmeler faaliyetlerine devam eder, bankalar çalışır, ticaret sürer. Buna rağmen ekonomik dengeler ciddi biçimde değişmeye başlamıştır.


Çünkü ekonomik kayıpların tamamı, meydana geldikleri anda bir bilançoda zarar olarak görülmez.


Son dönemde finansal piyasalarda yaşananlar bu açıdan üzerinde durulmaya değer.


Borsa İstanbul'da kısa bir zaman diliminde şirketlerin toplam piyasa değerinden trilyonlarca lira eksildi. Üstelik bu gerileme yalnızca mali yapısı zayıf veya faaliyetlerinde sorun bulunan şirketlerle sınırlı kalmadı.


Diğer tarafta, uzun yıllardır birikimlerin korunmasında önemli bir yer tutan altın da uluslararası piyasalarda ciddi değer kaybına uğradı. Gümüşteki düşüş ise daha sert boyutlara ulaştı.


Bu piyasaların aynı nedenlerle hareket ettiğini söylemek mümkün değildir. Ancak farklı yatırım araçlarında aynı dönemde yaşanan büyük değer kayıpları, birikimlerini çeşitli alanlara dağıtarak kendisini korumaya çalışan insanların ve işletmelerin de beklemedikleri mali sonuçlarla karşılaşabileceğini gösterdi.


Burada üzerinde durulması gereken, ekonomik güvence olarak görülen varlıkların, güvenceye ihtiyaç duyulan zamanda beklenen karşılığı sağlayamamasıdır.


Varlıkların Değeri Değişir, Yükümlülüklerin Takvimi Değişmez


Bir işletmenin finansal durumu değerlendirilirken varlıklarıyla borçları birlikte ele alınır. Ancak ekonomik sarsıntılar bu iki tarafı aynı şekilde etkilemez.


Piyasa fiyatları hızla değişebilirken kredi taksitlerinin, ticari borçların, ücretlerin ve vergi yükümlülüklerinin ödeme tarihleri kendiliğinden değişmez.


İhtiyaç halinde kullanabileceği düşüncesiyle birikimlerini farklı yatırım araçlarında değerlendiren işletme sahibi, bu varlıkların değer kaybettiği bir dönemde ödeme yapmak zorunda kaldığında beklemediği bir maliyetle karşılaşabilir.


Nitekim aynı tutarda varlığa sahip iki işletmenin ekonomik sarsıntı karşısındaki dayanıklılığı birbirinden farklı olabilir. Ödeme yükümlülüklerini karşılamak için yeterli zamanı bulunan işletme piyasanın toparlanmasını bekleyebilirken, diğeri elverişsiz koşullarda finansman sağlamak veya varlıklarını nakde çevirmek zorunda kalabilir.


Dolayısıyla mali gücün değerlendirilmesinde yalnızca varlıkların büyüklüğü değil, bu varlıkların ihtiyaç duyulduğunda hangi koşullarda kullanılabileceği de önemlidir.


Varlıkları çeşitlendirmek, ödeme günlerini çeşitlendirmez.


Krizin Tarafı Olmamak, Maliyetin Dışında Kalmak Değildir


Ekonomik sarsıntıların üzerinde yeterince durulmayan tarafı, sonuçlarının doğrudan zarar görenlerle sınırlı kalmamasıdır.


Bir işletmenin borsada yatırımı, altın veya gümüş birikimi bulunmayabilir. Ancak müşterilerinin, tedarikçilerinin ve finansman kuruluşlarının ekonomik davranışları değiştiğinde, kendi faaliyet koşulları da bundan etkilenir.


Ticari ilişkilerde vadeler, tarafların birbirlerine duydukları güven ve gelecekteki ödeme gücüne ilişkin beklentileriyle yakından ilişkilidir.


Bir tedarikçinin daha önce kabul ettiği doksan günlük vadeyi otuz güne indirmesi, alıcıya sağlanan ticari finansmanın önemli bir bölümünün geri çekilmesi anlamına gelir. Alıcı, aynı miktarda mal satın almaya devam etmek istediğinde artık daha fazla işletme sermayesine ihtiyaç duyacaktır.


Bu gelişmenin yaşanması için tarafların finans piyasalarında doğrudan zarar görmüş olması gerekmez. Belirsizliğin artması, ticari koşulların yeniden belirlenmesine yol açabilir.


Üstelik işletmelerin kendilerini korumak amacıyla aldıkları bu tür kararlar yaygınlaştığında, ekonomik sıkışma daha geniş bir alana taşınır. Bir işletmenin riskini azaltmak için kısalttığı vade, diğerinin finansman ihtiyacını artırırken, kredi kuruluşlarının daha güçlü teminat istemesi de aynı sürecin maliyetini ağırlaştırabilir.


Başlangıçta belirli bir kesimin karşılaştığı mali sorun, böylece ticari hayatın genel koşullarını değiştirmeye başlar.


Ekonomide herkes kendi hesabını tutar; ancak başkalarının yaşadığı kayıpların sonuçlarını kendi hesabının dışında tutamaz.


Aynı Bilanço, Aynı Ekonomik Güç Anlamına Gelmez


Bir şirketin özkaynakları yeterli, borçluluğu makul ve faaliyet sonuçları olumlu olabilir. Buna rağmen daha önce rahatlıkla gerçekleştirebildiği bir yatırımı, finansman koşullarının ağırlaşması veya ticari ilişkilerin değişmesi nedeniyle aynı kaynaklarla yapamayabilir.


Bu işletmenin bilançosunda ciddi bir bozulma bulunmamasına rağmen ekonomik hareket alanı daralmıştır.


Burada mali müşavirlik ve yönetim danışmanlığı açısından da önemli bir ayrım bulunmaktadır. Mali tablolar işletmenin mevcut durumunu ve geçmiş faaliyetlerinin sonuçlarını ortaya koyarken, yönetimin bu kaynakların değişen ekonomik koşullarda hangi imkânları sağlayacağını da değerlendirmesi gerekir.


Çünkü bir şirketin zarardan korunmuş olması, ekonomik konumunu da koruduğu anlamına gelmez.


Finansman avantajının kaybedilmesi, ticari ilişkilerde pazarlık gücünün zayıflaması veya uygun bir yatırım fırsatının değerlendirilememesi, her zaman muhasebe kayıtlarında doğrudan zarar olarak görünmez. Buna karşılık işletmenin gelecekte elde edebileceği ekonomik sonuçları değiştirebilir.


Bu nedenle şirketlerin mali gücünü yalnızca bilançolarındaki büyüklüklerle ölçmek yeterli değildir. Aynı kaynakların değişen koşullarda ne kadar iş yapmaya ve hangi yatırımları gerçekleştirmeye yettiği de değerlendirilmelidir.


Fırtınanın Gerçek Bilançosu


Finansal piyasaların toparlanması, yaşanan sarsıntının bütün ekonomik sonuçlarının ortadan kalktığı anlamına gelmez.


Bu süreçte ağır koşullarla finansman kullanmak zorunda kalan işletmelerin üstlendiği maliyetler, değerlendirilemeyen yatırım fırsatları ve değişen ticari ilişkiler, fiyatların yeniden yükselmesiyle kendiliğinden eski haline dönmeyebilir.


Dolayısıyla ekonomik sarsıntıların gerçek bilançosu çıkarılırken yalnızca kaybedilen servete değil, bu süreçte değişen ekonomik imkânlara da bakılmalıdır.


Şirket yönetimlerinin burada yapması gereken, piyasalardaki dalgalanmaların ne zaman sona ereceğini tahmin etmeye çalışmak yerine, mevcut mali yapılarının hangi koşullarda yetersiz kalabileceğini önceden belirlemektir. Müşterilerin ödeme vadelerinin uzaması, tedarikçilerin vadeleri kısaltması veya finansman kaynaklarının daralması halinde hangi yükümlülüklerin ve yatırımların etkilenebileceği, karar verilmeden önce hesaplanmalıdır.


Bu değerlendirme yalnızca olası zararları ölçmek için yapılmamalıdır. İşletmenin hangi şartlarda kendi kararlarını verme gücünü kaybedeceği de ortaya konulmalıdır. Çünkü her ekonomik belirsizlikte yatırımları durdurmak da doğru değildir; önemli olan, zorunlu yükümlülükleri güvence altında tutarken uygun fırsatları değerlendirebilecek mali hareket alanını korumaktır.


İyi yönetim, yalnızca doğru zamanda doğru karar vermek değildir. Yanlış zamanda karar vermeye mecbur kalmayacak mali yapıyı da önceden kurabilmektir.


Ekonomik fırtınada ayakta kalmak önemlidir. Ancak fırtına sonrasında aynı ekonomik güce sahip olunacağı anlamına gelmez. Değişen koşulların gerektirdiği kararları zamanında alamayan işletmeler, sarsıntıdan doğrudan zarar görmeseler bile onun sonuçlarını taşımaya devam edebilirler.


İşte bu yüzden ekonomik fırtınada batmayanın da rotası değişir.


Özkan Çınar

SMMM | Yönetim Danışmanı

Stratejik Karar Revizyonu


Yasal Uyarı – Yatırım Tavsiyesi Değildir


Bu makalede yer alan bilgi, değerlendirme ve yorumlar genel ekonomik gelişmelerin analizi amacıyla hazırlanmış olup yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.


Burada yer alan görüşler; herhangi bir sermaye piyasası aracının, hisse senedinin, yatırım fonunun, altının, gümüşün veya diğer yatırım araçlarının alınması, satılması ya da elde tutulmasına yönelik tavsiye veya yönlendirme niteliği taşımaz.


Yatırım danışmanlığı hizmeti, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kuruluşlar tarafından, yatırımcıların mali durumları ile risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak sunulur.


Finansal piyasalarda alınacak kararların sonuçları kişilerin kendi koşullarına göre farklılık gösterebilir. Bu nedenle makaledeki değerlendirmeler tek başına yatırım kararı verilmesine dayanak oluşturmaz.


© Özkan Çınar / MuhasebeKulisi.com

Tüm hakları saklıdır.



Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page