top of page

Ümit“Siz” Olduğunuzda Atatürk Gibi Düşünün


Kasvet ve karamsarlık bireyleri mutsuzluğa sürükleyebilmektedir. Daha kötüsü, devamında bu kasvet ve karamsarlık bireylerden oluşan halkları da mutsuz toplum haline getirmektedir. Nihayetinde dimağı uyuşmuş/uyuşturulmuş, yarı uyanık toplumu tekrar ayağa kaldırmak için de uzun bir zaman gerekir. 

Böyle bir duruma düşen toplumlar kendisini tekrar tek yürek olarak ayağa kaldırabilecek bir lidere ihtiyaç duyar.  

Böyle bir liderin de yeterli bilgi, bir yığın tecrübe, insanı tanıma, anlama ve ayrıca onu yönetim ve biliminin ilkeleri doğrultusunda yönetme gibi birçok niteliği bir arada taşıması gerekmektedir.

Bilineceği üzere insanın duygu yüklü olması, akılla beslendiği sürece güzeldir. Akıl desteğinden yoksun duygulu insan, rotasız gemi gibidir. Hedefinin ne olduğu, ne zaman ne ile sonuçlanacağını bilemediğinden, “Keşke hislerimle hareket edip de şu hataları yapmasaydım.” diye hayıflanarak pişmanlıklarla geçen bir ömür yaşar.

Tarihin yüzlerce kez şahittir ki her vatan kuruluşu ve kurtuluşunun temelinde çeşitli sıkıntı, yokluk, acı, gözyaşı ve ölüm var olmuştur.

Türk ulusu da tarih boyunca ne kadar yıkım yaşadıysa da tıpkı zümrüdüanka kuşu gibi tekrar küllerinden doğarak yeni devletler kurmuş gerektiğinde de bu sıkıntılara defaatle göğüs germiştir.

Onun içindir ki bugün vatan toprakları üzerinde yaşayanların onun değerini bilmek ve ona sahip çıkmak gibi bir sorumluluğu vardır.

“Hiç şüphesiz ki vatanını sevmek en büyük erdemdir.”

Vatan sevgisi, hayatın bizim için ne anlam ifade ettiğini, hangi eylemlerde bulunacağımızı, neye doğru yakınlaşacağımızı ve neyden uzaklaşacağımızı belirleyen en büyük değerdir.

Mehmet Akif Ersoy bu konuyu dizelerinde ne güzel dile getiriyor. “Sahipsiz kalan bir vatanın batması haktır, sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.”

Milletlerin motivasyonu üzerinde süper şarj edici görev gören en önemli faktör, oluşumu yüzyıllar süren değerleridir.

“İşte şanı yüce Türk milletinin tarihi de toplumu bütünleştiren böyle bir değerler manzumesidir.”

Toplumsal sevk ve idare ile geleceğinin planlanması, insan ve zamandan en iyi şekilde faydalanma sanatıdır.

Bunu bilen Atatürk muhtelif konuşmalarında “Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir de milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarında çıkardığımız neticelerdir.” Atatürk. Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, C.I, Kasım 1927.  Şeklinde ifade etmiştir.

Hiç şüphesiz ki Atatürk askerlik ve devlet adamlığını aynı bedende ve aynı ruhta taşıyabilen dünyaya gelmiş çok az insandan biridir. Yine şurası bir gerçek ki Atatürk onların en büyüğü ve nadide örneğidir.

Beş bin yılı aşkın tarihe sahip, panik içinde, umudunu yitirmiş, üzerine ölü toprağı serpilmiş bir millete, çarenin tükendiğini sandığı bir anda tekrar dirilişi sağlayarak uyanması için umut ışığını yakan, odur.

Bu ışığı da baskı, şiddet ve zorbalığın halkın sorunlarını çözmeyeceğini ve halkı mutlu etmenin zorluğunu bildiğinden, ikna yöntemini temel ilke olarak benimseyip, devlet ve millet yönetimde başarıyla uygulayarak yakmıştır.

Atatürk vizyon sahibi bir toplum mühendisidir. Hayatına dikkatlice baktığımızda görmekteyiz ki misyonuyla da hayatını birleştirmiş, bütünleştirmiştir. Toplumdan her kesime yol gösteren, gerektiğinde herkesten bir adım önde, elinde sopa ile değil, bayrak ile yürüyen büyük bir şahsiyettir.

Bir köy okulunda ders vermekte olan genç bir öğretmenin sınıfını ziyaret ettiğinde, öğretmenin yerini kendisine bırakması üzerine; “Hayır, yerinize oturunuz ve dersinize devam ediniz! Eğer izin verirseniz biz de sizden istifade etmek isteriz. Sınıfa girdiği zaman cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir” demesini bilecek kadar da alçak gönüllüdür.

Atatürk, Türk milletine yeniden diriliş reçetesi olarak Türk tarihinin ufkunu vermiştir. Sizler de şanlı Türk tarihinden esinlenerek, daha az hata ve bencillik ile önyargının yerini akıl, sağduyu ve mantığa bırakarak biliniz:

“Ümitsiz iseniz, ümit sizsiniz; çaresiz iseniz, çare sizsiniz.” F.H.Dağlarca

“Vatan mutlaka selamet bulacak, millet mutlaka mesut olacaktır. Çünkü kendi selametini kendi saadetini memleketin, milletin saadet ve selameti için feda edebilen vatan evlatları çoktur.  “Atatürk. Vatan Gazetesi 10 Kasım 1929

Çünkü

“Bu millet, esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptir ki, her devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha yüksek nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir” Şapolyo, Enver Behnan. Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, İst. 1958, s.529.

Unutmayalım;

“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.” Mustafa Kemal Atatürk

Bu sebeple;

“Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi kâfi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lazımdır.” Karal, Enver Ziya. Atatürk’ten Düşünceler, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul-1981, s.178.

0 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page