top of page

Liralizasyon


Türkiye’de birçok vatandaş için ekonominin iyiye gidip gitmediğinin göstergesi, döviz kurlarındaki dalgalanmalardır. Aynı şekilde dövizdeki dalgalanmalar, ticaretle uğraşanlar için de en önemli verilerden biridir.

Türkiye’nin 2001 ekonomik krizinin ardından, piyasadaki arz ve talep koşullarına göre belirlenen dalgalı döviz kuru uygulamasına geçtiği herkes tarafından bilinmektedir. Gerçekte dalgalı kur rejiminde döviz kurları piyasadaki arz ve talep koşulları tarafından belirlenmektedir.

Döviz arz ve talebini belirleyen temel unsurlarda, uygulanan para ve maliye politikaları, ekonomik altyapı, uluslararası gelişmeler ve bekleyişler (öngörülebilirlik) olarak sayılabilir.

Küresel bazda yaşanan pandemi sonrasında, gerek tedarik zincirlerinde yaşanan ve daha da yaşanabilecek kırılmaların beklentisi, gerekse dünyada merkez bankalarının ticaretin durmasını engellemek adına parasal bolluk oluşturmaları tüm dünya genelinde yüksek enflasyona sebebiyet verecek gibi görünüyor. Bunun ilk emarelerini ülkeler şimdiden görmeye başladı bile.

Bu sebeple Türkiye’de vatandaşlar, TL birikimim erimesin niyetiyle tasarruflarını daha çok dövizde tutmayı tercih ederken, şirketler ise döviz pozisyonlarında açık vermemek adına birikimlerini döviz hesaplarında tutmayı tercih etmekteler. Bu da ülkede çift paralı bir ekonomi modelinin oluşmasına sebep olmaktadır.

“Yerli ve milli paranın değerinden ülkede hem ithalat hem de ihracat etkilenmektedir.”

Ülke parasının aşırı değer kaybetmesi de yüksek enflasyon, kredi faizlerinin yükselmesini dolayısıyla da halkın alım gücünün düşmesi sonucunu doğurur.

Genel kural olarak ülke parasının aşırı değerlenmesinin sonucunda ithalat artması, ihracatın ise azalması beklenir. Bu da dış açığının artması sonucunu meydana getirir.

Diğer taraftan döviz kurlarındaki artış ile birlikte ise teorik olarak Türk sanayi ürünlerinin ihracatta rekabet gücünün artacağı beklenmektedir. Bu teori de genellikle gerçekleşmektedir. Ancak yurt dışındaki alıcıların döviz kurlarındaki artışın meydana geldiği dönemlerde indirim talep etmeleri söz konusu olabilmektedir veya ihracatçı şirketler döviz kurlarının arttığı dönemlerde fiyatlarını döviz bazında aşağı çekerek rekabet avantajı elde etmeyi tercih edebilmektedir. Bu da döviz bazında ihracata sınırlama getirebilmektedir.

 Bu nedenle ihracatçılar, her zaman kurların çalışılabilir olması için "yüksek değil, öngörülebilir ve istikrarlı bir kur" beklentisi içerisinde olduklarını söylerler.

 

 

Tüm dünyada makro ekonomik düzeyde yaşanan gelişmeler, küresel ısınma gibi doğal afetlerle birlikte, tedarik zincirindeki kırılmalar, pandeminin mutasyona uğrayan virüsler sebebiyle halen devam etmesi neticesinde enflasyonist risklerin devam ettiğini düşünecek olursak fiyat artışları ülke ekonomileri için tehlike arz etmektedir. Özellikle de bu durumdan gelişmekte olan ülkelerin öncelikle etkilendiği aşikârdır.

Son günlerde ülkemizde yaşanan kur fırtınası halkın enflasyondan korunmak için TL’den kaçışını hızlandırmış bunun sonucu olarak yabancı para mevduatının rekor kırmasına aynı şekilde döviz kurlarında inanılmaz seviyelerin görülmesine yol açmıştır. 

Adeta uçurumun kenarından manevra yapan otomobil misali bir dönüş yapılmış ve yaşanacak bir facianın o an için yaşanması engellenmiştir. Yapılan hamlenin doğru veya yanlışlığını tartışmak makalemizin konusuna girmeyecektir. Hiç şüphesiz ki;

“Yüksek tansiyonda kötüdür, düşük tansiyonda. Denge en doğru olandır.”

TL’nin değer kazanması için bulunan yöntemle spekülatif döviz talebinin yaratılmamış olması o an için doğru bir tercih olabilir ancak yukarıda açıklamaya çalıştığımız TL’de meydana gelen aşırı oynaklık, aşırı değer kaybı veya kazancı makro dengelerini düzeltecek politikalar üretilmesi ve uygulamasını güçleştirebilecektir.

Burada bir konuyu hatırlatmakta fayda var. TL’nin aşırı değer kaybetmesiyle artan mal fiyatlarının yükselmesi,  TL'nin dolar ve Euro karşısında değer kazanmasıyla henüz çarşı-pazara veya enerji fiyatlarına yansımış değil.

"Hiç şüphesiz ki bundan sonraki dönemlerde TL’nin değerini enflasyonun gidişatı ve buna karşı Merkez Bankası’nın atacağı adımlar belirleyecektir.

 

Faydalı olması ümidiyle…

 

Not: Burada yer alan bilgi, yorum ve görüşler yatırım tavsiyesi niteliğinde değildir.

0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Facebook
  • Twitter
  • YouTube
bottom of page